E-ISSN 2651-5164 / Print-ISSN 2717-6398
Sayı : 40 Ek : 3 Yıl : 2025












































Dergimiz 2012 aralık sayısıyla karekod sistemi uygulamasına başlamıştır.

Makalelerin üzerinde bulunan Karekodu dilediğiniz akıllı cihazınız ile okutarak makaleyi indirebilir veya meslektaşlarınızlada paylaşa bilirsiniz.

Cihazınıza QR codeReader app indirerek uygulamayı kullanmaya başlayabilirsiniz.

Apple app için tıklayınız
Android app için tıklayınız

TÜRKDERM - Deri Hastalıkları ve Frengi Arşivi - Turkderm-Turk Arch Dermatol Venereol: 40 (3)
Cilt: 40  Sayı: 3 - 2006
EDITÖR'DEN
1. 
Dinle-ye-meyenlere
To whom could not listen
Ertuğrul H. Aydemir
Sayfalar 78 - 80
Makale Özeti |Tam Metin PDF

DERLEME
2. 
Çocuklarda Vitiligo: Epidemiyoloji ve Etyoloji
Childhood Vitiligo: Epidemiology and Etiology
Sevgi Bahadır, Savaş Yaylı
Sayfalar 81 - 86
Çocukluk çağında ortaya çıkan vitiligo; hastalığın klinik tipi, başlangıç yeri, otoimmün hastalıklar ile birlikteliği gibi birçok konuda erişkin vitiligosundan farklı özellikler göstermektedir. Vitiligonun etyolojisi, hastalığın nedenlerini ortaya koymaya çalışan klasik teoriler ve birçok yeni teorinin varlığına rağmen hala tartışma konusudur. Hastalığın, birçok faktörün katıldığı kompleks bir sürecin sonunda ortaya çıktığı görüşü hakimdir. Bu makalede, çocuklarda ortaya çıkan vitiligoya ait epidemiyolojik özellikler ve vitiligonun etyolojisi yeni görüşler ışığında değerlendirilmiştir.

ARAŞTIRMALAR
3. 
Dermoskopide İmmersiyon Yağı Yerine Alkol Bazlı Jel Kullanımının Avantajları
The Advantages of Using an Alcohol-Based Gel as a Contact Medium for Dermoscopy Instead of Immersion Oil
Tuğrul Dereli, Işıl Kılınç, Gülsüm Gençoğlan, Şöhret Aydemir
Sayfalar 87 - 89
Giriş ve AMAÇ: Dermoskopun cam yüzeyi hastanın derisi ile temas etmektedir. Böylece kontamine olan dermoskop yüzeyi, bir sonraki dermoskopi hastasında infeksiyona yol açabilir. Bu çalışmada, dermoskopi esnasında immersiyon yağı yerine alkol bazlı jel kullanımının hasta derisinden dermoskop yüzeyine bakteriyel bulaşı engelleyip engellemediği araştırılmıştır. GEREÇ-YÖNTEM: Elli deri lezyonuna dermoskopi yapılırken dermoskopun cam yüzeyine alkol bazlı jel sürüldü. Diğer elli deri lezyonuna ise klasik immersiyon yağı sürüldükten sonra dermoskopi yapıldı. Her iki grupta da dermoskopiden hemen sonra dermoskop yüzeyinden rutin bakteriyolojik kültürler alındı. SONUÇ: Alkol bazlı jel kullanılan grupta 9 (%18), immersiyon yağı kullanılan grupta 22 (%44) aerobik bakteri üremesi saptandı (p<0.01). Alkol bazlı jel, dermoskop yüzeyine bakteri bulaşımını engelleme konusunda immersiyon yağına kıyasla çok etkili bulunmuştur.

4. 
Kronik Plak Psoriazis Hastalarında Darbant UVB Tedavisinin Yaşam Kalitesi Üzerine Etkileri
The Effect on Quality of Life of Narrowband UVB Therapy for Patients with Chronic Plaque Psoriasis
Gonca Gökdemir, Neslihan Fişek, Adem Köşlü
Sayfalar 90 - 93
Giriş ve AMAÇ: Psöriazis, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen bir hastalıktır. Hastalıkta tam kür olmadığı için pek çok tedavi alternatifleri mevcuttur. Darbant ultraviyole B (UVB) tedavisi, avantajları ve klinik etkinliği nedeniyle son yıllarda popüler bir tedavi alternatifi olmuştur. Yerli ve yabancı literatürde bu tedavinin psoriazisli hastalardaki yaşam kalitesi üzerine etkileri ile ilgili çok az çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, darbant ultraviyole B tedavisinin psoriazis hastalarındaki yaşam kalitesini nasıl etkilediğini araştırmaktı. GEREÇ-YÖNTEM: Çalışmaya Ekim 2004-Mayıs 2005 tarihleri arasında toplam 37 kronik plak psoriazis hastası alındı. Hastalara haftada 3 gün olmak üzere darbant UVB tedavisi uygulandı. Tedavi öncesi ve sonrasında PAŞİ değerleri ölçüldü, “Dermatoloji yaşam kalitesi indeksi”(DYKİ) anketi uygulandı. Tedavi sonunda her hastaya “kendilerini değerlendirme anketi” dolduruldu. Çalışmaya alınan 37 hastadan 26'sı (%70.3) tedaviyi tamamladı. SONUÇ: Çalışmanın başında ve sonunda saptanan PAŞİ ve DYKİ skorları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.001). Çalışma sonunda hastaların 18 (%69)'i tedaviden memnun, 8 hasta (%31) ise orta derecede memnun olarak belirlendi. Psoriazis tedavisinde darbant UVB, etkin ve güvenli bir tedavi yöntemidir. Çalışmamız sonucunda tedavinin hastaların yaşam kalitesini olumlu yönde artırdığı sonucu ortaya çıkmıştır.

5. 
Akne Vulgarisli Hastalarda Akne Yaşam Kalite Ölçeğinin Türkçe Güvenilirlik Çalışması
Reliability of Turkish Version of Acne Quality of Life Scale in Patients with Acne Vulgaris
Zeynep Demirçay, Aslı Şenol, Dilek Seçkin, Figen Demir
Sayfalar 94 - 97
Giriş ve AMAÇ: Akne, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilen bir hastalıktır. Ülkemizde, akneye özgü Türkçe bir yaşam kalite ölçeği bulunmamaktadır. Amacımız, Gupta ve arkadaşları tarafından geliştirilip, geçerli ve güvenilir olduğu kanıtlanmış olan Akne Yaşam Kalite Ölçeğinin (AYK Ölçeği) Türkçeye çevrilmesi ve güvenilirliğinin test edilmesidir. GEREÇ-YÖNTEM: Ölçeğin Türkçe şekli, uluslararası çeviri önerileri izlenerek (çeviri, kalite kontrolü, geri çeviri ve pilot çalışma) oluşturuldu ve akne polikliniğimize başvuran 120 hastaya uygulandı. Bunların 78'i ölçeği birer hafta ara ile 2 kez cevapladı; 43'ü Türkçe-Türkçe, 35'i İngilizce-Türkçe veya Türkçe-İngilizce olarak yanıtladı. Ölçeğin iç tutarlılığı ve test-tekrar test güvenilirliği için Cronbach alfa ve Pearson's korelasyon analizi kullanıldı. Ölçeğin iç tutarlılığı yeterli bulundu (Cronbach alfa = 0.84). SONUÇ: Test-tekrar test arasında güçlü doğrusal bir ilişki saptandı (Türkçe-Türkçe test için r = 0.88, p < 0.001; İngilizce-Türkçe veya Türkçe-İngilizce test için r = 0.95, p < 0.001). Bu sonuçlar, AYK Ölçeğinin Türk akne hastalarında kullanılabileceğini göstermektedir.

6. 
Gebelikte Melazma
Melasma in Pregnancy
Suna Özdemir, Mustafa Özdemir
Sayfalar 98 - 100
Giriş ve AMAÇ: Melazma güneş gören bölgelerde düzensiz maküler hiperpigmentasyonla karakterize sık görülen edinsel bir hastalıktır. Hastalığın gelişiminde bir çok etyolojik faktör sorumludur. Gebelikteki melazmadan (gebelik maskesi) gebelik süresince meydana gelen fizyolojik değişimler sorumlu tutulmaktadır. GEREÇ-YÖNTEM: Biz bu çalışmamızda gebelikte görülen melazmanın, cilt tipi, aile hikayesi, gebelik öncesi ve sürecinde kilo alımı, önceki gebelikleri, bebeğin cinsiyeti ve kilosu ile ilişkisini araştırmayı planladık. Çalışmaya 196 gebe alındı. 92 olguda (%46.9) gebeliğe bağlı melazma saptandı. SONUÇLAR: Gebelerde melazma gelişimi ile annede melazma varlığı ve cilt tipi 3 ile anlamlı ilişki saptanırken (p<0.05), yaş, gebelik öncesi Body Mass Index (BMI) ile gebelik sürecinde oluşan BMI, gravite, parite, çocuk cinsiyeti ve kilosu ile anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0.05). Yüz dışı tutulum sadece 1 gebede (%1) vardı. Yüzde en sık olarak (%72.8) santrofasyal tip saptandı. Gebelerde melazma gelişiminde fizyolojik faktörlerle birlikte annede melazma varlığı ve cilt tipi 3'e sahip olmanın önemli olduğunu düşünüyoruz.

7. 
İzotretinoin Tedavisinin Kemik Mineral Yoğunluğu Üzerine Etkisinin Kısa ve Uzun Dönem Sonuçları
Effects of Isotretinoin on Bone Mineralization: Short and Long Term Results
Ayça Cordan Yazıcı, Nurgül Arıncı İncel, Dilek Üstünsoy, Güliz İkizoğlu, Bahar Taşdelen
Sayfalar 101 - 104
Giriş ve AMAÇ: İzotretinoinin birçok yan etkisinin yanında kemik metabolizması üzerinde de etkileri olduğu bilinmektedir. Çalışmamızın amacı nodülokistik akne vulgaris nedeniyle izotretinoin tedavisi kullanan hastalarda tedavinin tek kürünün lomber vertebra (L2-L4) ve sol kalça bölgesindeki kemik mineral yoğunluğu (KMY) üzerine etkilerini belirlemektir.
GEREÇ-YÖNTEM: Çalışmaya nodülokistik akne tanısı konulan 14 kadın, 12 erkek toplam 26 hasta alındı. Hastalara ortalama 0.8 mg/kg/gün izotretinoin tedavisi ortalama 5.9 ay verildi. KMY lomber vertebra, femur boynu ve Ward's üçgeninde dual enerji X-ray absorbsiyometri ile tedavi öncesi, tedavi bitiminde ve tedavi bitiminden 6 ay sonra ölçüldü. Bu ölçümler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0.05).
SONUÇ: Sonuç olarak standart 6 aylık izotretinoin kullanımının KMY'nu etkilemediği ve osteoporoz riskini arttırmadığı düşünüldü.

8. 
Kapesitabin Tedavisi Alan Hastada Gelişen El-Ayak Sendromu
Hand-Foot Syndrome Due to Capecitabine Therapy: Case Report
Gökhan Uslu, Göksun Karaman, Meltem Uslu, Ekin Şavk, Neslihan Şendur, Nezih Meydan
Sayfalar 105 - 107
Palmar plantar eritrodizestezi sendromu olarak da bilinen el-ayak sendromu, çeşitli kemoterapi ilaçlarının kullanımı sırasında oluşan bir ilaç reaksiyonudur. Palmar ve plantar bölgelerde çeşitli derecelerde dizestezi, eritem ve ödemle beraber deskuamasyon izlenir. El-ayak sendromuyla ilişkili ilaçlar; sitarabin, doksorubisin, kapesitabin, epirubisin, florodeoksiüridin, hidroksiüre, merkaptopürin, siklofosfamid, dosetaksel, vinorelbin ve 5-FU'i içermektedir. Bu yazıda meme karsinomu nedeniyle kapesitabin tedavisi almaktayken palmar ve plantar bölgelerde diffüz eritemli ve ödemli plaklar gelişen 68 yaşında kadın hasta bildirilmektedir.

9. 
Aminoasidürinin Eşlik Ettiği Netherton Sendromlu Bir Olgu
A Case of Netherton Syndrome Associated with Aminoaciduria
Ayşe Gül Erdoğan, Deniz Balaban, Emine Derviş, Aynur Karaoğlu
Sayfalar 108 - 110
Netherton sendromu (NS) nadir rastlanan ve otozomal resesif geçişli bir iktiyoz tipidir. Bu sendromun ana belirtileri iktiyozis linearis sirkumfleksa, yapısal kıl gövdesi anomalisi (trikoreksis invaginata) ve atopik yatkınlıktır. Bazı hastalarda nadir olarak aminoasidüri de gözlenebilir. Bu yazıda aminoasidürinin eşlik ettiği bir NS olgusu sunulmaktadır.

10. 
Enterokutan Fistül Açılımını Takiben Gelişen Peristomal Piyoderma Gangrenozum
A Case of Peristomal Pyoderma Gangrenosum Following Enterocutaneous Fistula
Mustafa Turhan Şahin, Serap Öztürkcan, Aylin Türel Ermertcan, Yamaç Erhan, Peyker Türkdoğan
Sayfalar 111 - 113
Piyoderma gangrenozum (PG), en çok inflamatuvar barsak hastalığıyla olmak üzere, sıklıkla altta yatan sistemik hastalıklarla ilişkili olan nadir bir ülseratif deri hastalığıdır. Minör travma ve cerrahiden sonra da gelişebilmektedir. Abdominal cerrahiden sonra gelişebilen bu durumu anlatan çoğu makalede ostomi açılmasını takiben izlendiği bildirilmektedir. Peristomal piyoderma gangrenosum (PPG), inflamatuvar barsak hastalığı olan hastalarda neredeyse hiç izlenmeyen ve sıklıkla yanlış tanı konulan, daha nadir bir PG varyantıdır. Bu makalede, geçirmiş olduğu enterokutan fistül operasyon yerinde tedaviye dirençli bir PPG gelişen, 62 yaşında bir bayan hasta sunmaktayız. PPG'nin nekrotizan yumuşak doku enfensiyonunu taklit edebilmesi nedeniyle, hasta, sonunda herhangi bir düzelme olmayan, çok sayıda gereksiz cerrahi girişime maruz kalabilmektedir. Bu nadir durumun daha da alevlenmesine yol açan bir cerrahi girişimden sakınmak için, ayırt edici klinik özellikler ve bunu destekleyen histolojik tabloya dayanan bir doğru tanıya gereksinim vardır.

YENI YAYINLAR
11. 
“Surgical Management of Vitiligo”
Vitiligoda Cerrahi Tedavi

Sayfa 114
Makale Özeti |Tam Metin PDF

HABERLER
12. 
Haberler
Society News

Sayfa 115
Makale Özeti |Tam Metin PDF

TURKDERM-6637
13. 
Kongre Takvimi
Kongre Takvimi

Sayfa 116
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale